8 Haziran 2017 Perşembe

SINAV KAYGISI SORUN OLMAYACAK!

LYS'lerde Sınav Kaygısı Sorun Olmayacak
Sınav sözcüğü ‘sınamaktan’ gelir. Ve bu sadece öğrenciler için değil her insan için bir kaygı nedenidir. Başarılı insanların en önemli ortak özelliklerinden biri duygularını kontrol edebilmesidir. Ve kontrol edilmesi gereken duyguların başında kaygı gelir. Kaygı, belirsizlikten beslenir. Ve hayatın her anında bu belirsizlik vardır. Kimse sonrasından emin olamaz. Ama sonrası için tahminlerde bulunuruz. İşte bu tahminlerden olumsuz olanlar, kaygıyı büyütür.

Kaygı yok edilmesi gereken bir duygu değildir. Aksine başarılı sonuçların altında “daha iyisini yapma”, “güzel bir ürün ortaya koyma” heyecanı yatar. Azı karar çoğu zarar diye bir söz var. Bu söz tam da kaygı için söylenmiş. Öğrencinin verimliliğini arttıran, başarması için enerji veren, dikkatini toplamasını sağlayan bir düzeyde kaygıya ihtiyaç vardır. Kaygıyı yok etmeye çalışmak, insanın gölgesinden kaçmasına benzer. Bu yorucu faydasız çaba yerine kaygımızı tanırsak onu yönetebiliriz.

Kaygımı Nasıl Kontrol Edebilirim?

Sınav esnasında yaşanan kaygı için en hızlı çözüm nefes egzersizi yapmaktır. Bu egzersizle solunum kontrolü sağlanır. Zihnimizdeki kaygının bedenimizdeki belirtilerini, doğru ve düzenli soluk alışverişiyle kontrol alına alırız.Terleme, karın ağrısı, mide bulantısı, ellerin üşümesi, dişleri sıkmak, bacakları sıkmak… Bunlar olumsuz duyguların bedene yansımadır.

Şunu her zaman hatırlamalı; beden ve zihin bütündür. Biri gerginse diğeri de gerilir, diğeri gevşemişse diğeri de rahatlar.

Nefes Egzersizi Nasıl Yapılır?

Bu sistemli soluk alışverişi, rahatlatmakla kalmaz, zihne canlılık da verir. Nasıl yapılmalı derseniz?

Önce oturduğumuz yerde düzgün bir pozisyon alalım. Dik duralım ama bunu yaparken kendimizi sıkmamalı. Sırtın doğal eğrisini zorlamamalı, rahat ve dik duracağız. Soluğu ciğerlerimizin üst kısmından değil, bebeklerin soluduğu gibi karın kaslarımızı kullanarak, diyafram nefesi alacağız.

Yani soluk alırken göğsümüzün üst kısmı, omuzlarımız çok hareket etmeyecek.

Elimizi göbeğimizin üzerine koyduğumuzda,karnımızın aldığımız solukla nasıl şiştiğini göreceksiniz.

Bu soluğu burnumuzdan alacağız. Sakin ve yavaşça. Nefesi alırken içimizden. 4’e kadar sayıyoruz ve daha yavaş bir şekilde yine burnumuzdan vereceğiz.

Bu rahatlatan ve canlandıran soluğu 5 - 6 defa tekrarlamak yeterli olacaktır.
Basit bir egzersizdir ama yararı önemlidir. Sınav sırasında bu küçük molayı verdiğimizde, soluğumuzu düzenlerken yüzümüzde küçük bir gülümseme işimizi daha da kolaylaştırır.

Yaşantımızı, duygularımızı, davranışlarımızı yöneten beyindir. Beyin oksijenle çalışır. Oksijenin büyük bölümünü yine beynimiz kullanır. Eğer ona ihtiyacı olan şey vermezsek verimli çalışmasını bekleyemeyiz.

Sınav Kaygısının Nedenleri?

Sınavlar bilgiyi, ne kadar öğrendiğimizi test eder. Yeteri kadar çalışmamışsak, konulara hâkim değilsek… “acaba sorular çalışmadığım yerden gelir mi? ya bilmediğim konulardan çok soru gelirse?” gibi endişeli düşünceler aklımızdan geçer.

Sınavdan önce, kaygımızı sorun haline getirmemek için şunlara dikkat edelim:

Sınava verilen emeğe, yatırım yapılan zamana bakınca ‘iyi hazırlandım’ diyebilelim.

Ders çalışırken soruların yanıtını öğreniyor olmanın mutluluğuyla devam edelim çalışmaya.

Kendimize uygun, verimli ders çalışma tekniklerini öğrenelim ve uygulayalım.

Ders notlarını, konuları tekrar etmeye üşenmeyelim.

Zamanı yönetmeyi öğrenip, gün- hafta - ay planlaması yapalım ve plana sadık kalalım.
Düzenli, sağlıklı beslenip, spora zaman ayıralım.

Öğrenciler sınav öncesinde “aklımda hiçbir şey yok, sanki her şeyi unuttum, çalıştıklarımı hatırlamıyorum.” benzeri şeyler söylerler ve unutmuş olmaktan korkarlar.

Ama zaten insan aynı anda her şeyi hatırlayamaz ki. Soruyu okur veya görür bu ona bir işaret olur ve bu işaret ona aradığı bilginin nerede bulunduğunu gösterir. Ardı ardına çağrışımlarla sorunun yanıtına varılır.

Kaygıyı Kontrol Edelim

Duygular bulaşıcıdır. Neşeli insanların yanında neşe buluruz, karamsar ve öfkeli insanların arasında da karamsar ve öfkeli bir ruh haline bürünürüz. Bu nedenle gerek arkadaşlıklarımıza gerek ailemizdeki ilişkilerimize dikkat etmeli, olumlu tutumlar geliştirmeliyiz.

Sınav konusunda cesur düşünceler geliştirmeliyiz. Şu anda ülkemizde üniversite eğitimi alan öğrenci sayısı 4 milyon 300 bin. Emin olun bu milyonlarca öğrenci arasında bize de yer var.

Ulaşılabilir, doğru, gerçekçi hedefler belirlemiş olmak cesaretimizi ve motivasyonumuzu arttıracaktır. Bu yüzden tavsiyemiz, sınavdan önce hedeflenen bölümler ile sınav hazırlığındaki başarımızın aynı değerde olması. Başarımıza göre menzilimizdeki bir hedefe yönelmeliyiz.

Üniversiteye giriş bir şans işi değil, emek işidir. Yeteneğimiz ve bilgimizin uygun olduğu hedef bizi “olumlu anlamda” heyecanlandıracaktır. Bu motivasyon, kaygının olumsuz etkisini yok edecektir.

Bora Serhat ÇELİK

TEOG Mu? O İş Kolay!

Kolay çünkü bu süreçteki öğrenciler için kaleme alınmış özel bir rehber kitap var. Öğrencilerin ders, okul, sınav başarısı için kaleme...